Eğer Hristiyanlığı kabul edersem, ailem beni red eder ve yaşadığım kültürde büyük bir zulüm görürüm. Ne yapmalıyım?

Eğer Hristiyanlığı kabul edersem, ailem beni red eder ve yaşadığım kültürde büyük bir zulüm görürüm. Ne yapmalıyım?

Hristiyan olmak, imanla İsa’nın izleyicilerinden biri olmak anlamına gelir (Yuhanna 10:26-301). İsa’nın etrafına kalabalıklar toplanıyordu ama çoğu O’nun gerçek izleyicileri değildi. Onlar sadece hastalıklarından iyileşmek, İsa’nın cinleri kovmasını görmek ve O’nun mucizesel bir şekilde sağladığı ekmeği yiyerek karınlarını doyurmak istiyorlardı. İsa onları Kendisini izlemenin onlara nelere mal olacağı hakkında uyarmıştı.

“Öğrencileriyle birlikte halkı da yanına çağırıp şöyle konuştu: ‘Ardımdan gelmek isteyen kendini inkâr etsin, çarmıhını yüklenip beni izlesin. Canını kurtarmak isteyen onu yitirecek, canını benim ve Müjde’nin uğruna yitiren ise onu kurtaracaktır. İnsan bütün dünyayı kazanıp da canından olursa, bunun kendisine ne yararı olur? İnsan kendi canına karşılık ne verebilir? Bu vefasız ve günahkâr kuşağın ortasında, kim benden ve benim sözlerimden utanırsa, İnsanoğlu da, Babası’nın görkemi içinde kutsal meleklerle birlikte geldiğinde o kişiden utanacaktır’”
(Markos 8:34-382).

Siz kendi benliğe dayalı arzularınızı mı izlersiniz yoksa kendinizi inkâr edip İsa’yı mı izlersiniz? Yeryüzündeki yaşamınıza mı yoksa sonsuz yaşama mı değer veriyorsunuz? Bu dünyanın mallarının mı yoksa ruhunuzun kurtuluşunun mu üzerine titriyorsunuz? İsa’dan utanmaktan mı, yoksa İsa’nın sizden utanmasından mı korkuyorsunuz? İnsanlar değer verdikleri şeylerin peşinden giderler. İşe gidersiniz ve işte yorulursunuz çünkü alacağınız ücretin ödülünün evinizde televizyonun önünde yatmanın verdiği geçici zevkten daha çok olduğunu bilirsiniz. Eğer İsa sizi çağırırsa, yeryüzündeki yaşamınızı kaybetmenin sonsuz yaşamı kazanmaya değer olduğunu bilerek O’nu izlersiniz.

İsa’yı izlemek ister misiniz? Bunun size neye mal olacağına bir bakın (Luka 14:25-333):

  • İsa’yı izlemek size hayatınıza mal olur. İsa, kendinizi inkâr edip, çarmıhınızı yüklenmenizi söylemiştir. Çarmıhı ret eden kişi, Mesih’in öğrencisi olamaz
    (Luka 14:274).
  • İsa’yı izlemek ailenizi ve dostlarınızı kaybetmenize neden olabilir. İsa, gelişinin izleyicileriyle aileleri, dostları ve dünya arasında bölünmelere neden olduğunu söylemiştir. Ailesinden nefret etmeyen (yani ailesini Mesih’ten daha az sevmeyen) Mesih’e layık değildir. (Matta 10:32-395).
  • İsa’yı izlemek malınızı mülkünüzü kaybetmenize neden olabilir. Bir zengin adam, gururlu bir şekilde kendisinin cennete gitmek için yeterince iyi birisi olduğunu düşünmüştü.

    “İsa ona, ‘Eğer eksiksiz olmak istiyorsan, git, varını yoğunu sat, parasını yoksullara ver; böylece göklerde hazinen olur. Sonra gel, beni izle’ dedi”
    (Matta 19:21).

    Zenginliği daha çok seven genç adam üzüntüyle İsa’yı terk etmişti.

  • İsa’yı izlemek zulümle karşılaşmaya mal olur. Hristiyanlar acı çekmeyi, “acıların adamı”na ait olmanın normal bir parçası olarak beklemelidir (Bkz. Yeşaya 536 ve Yuhanna 15:18-217). İsa hatta zulüm gören kişilere, “Sevinin, sevinçle coşun! Çünkü göklerdeki ödülünüz büyüktür” diyerek “mutlu” adını vermiştir demiştir (Bkz. Matta 5:10-128). Tanrı’nın halkı her zaman zulümle karşılaşmıştır. Peygamberlerle alay edilmiş, işkence edilmişler ve öldürülmüşlerdir (İbraniler 11:379). Tarih, İsa’nın izleyicilerinden onlarcasının Mesih’i bildirdikleri için idam edildiklerini kaydeder. Hadisler Petrus’un kendisini Rabbi’yle aynı şekilde ölmeye layık görmediğinden baş aşağıya çarmıha gerilmekte ısrar ettiğini bildirir.

Petrus buna karşın şöyle yazmıştı:

“Mesih’in adından ötürü hakarete uğrarsanız, ne mutlu size! Çünkü Tanrı’nın yüce Ruhu üzerinizde bulunuyor”
(1.Petrus 4:14).

Elçi Pavlus, Mesih’i bildirdiği için hapse atıldı, dövüldü, bulunduğu gemi battı ve birçok kereler taşlandı, ama o acı çekmeyi, cennette kendisini beklediğini bildiği ödülle kıyaslandığında lafı bile edilmeyecek kadar küçük bir şey olarak gördü (Romalılar 8:1810).

İsa’yı izlemek, herkes için malını mülkünü, ailesini, dostlarını ve fiziksel hayatını kaybedeceği anlamına gelmez ama buna razı mısınız?

İsa’nın öğrencisi olmanın bedeli ağır gibi görünse de, zulüm bu dünyada ve cennetsel ödüller getirir. Rab zulüm çektikleri zaman boyunca inanlıların yanında kalır (Matta 28:2011, İbraniler 13:512); onların sınırlarını bilir ve onlara lütuf verir (1. Korintliler 10:1313; 2. Korintliler 12:9[‘14’]); onları cennette ödüllendirir (Matta 5:10-1214); zulmü, inanlının karakterini biçimlendirip Kendisini yücelten iyi bir şey oluşturmakta kullanır (Romalılar 8:2815). İsa’yı izlemenin ödülleri, İsa’yı izlemenin bedelinden çok daha fazladır!

İsa inanlının günahtan ötürü cezasını Kendi üzerine almak için acı çekip ölmüştür. Bağışlanma ve sonsuz yaşamın tek yolu İsa Mesih’e iman aracılığıyladır (Efesliler 2:8-916). Bir Hristiyan’ın zulme katlanması, kurtuluş konusunda herhangi bir erdem oluşturup Mesih’in kusursuz işine hiçbir katkıda bulunmadığı halde, gerçek bir inanlı çektiği acılar sırasında İsa’yı sadık bir şekilde izleyecektir.

“Nitekim bunun için çağrıldınız. Mesih, izinden gidesiniz diye uğrunuza acı çekerek size örnek oldu. “O günah işlemedi, ağzından hileli söz çıkmadı.” Kendisine sövüldüğünde sövgüyle karşılık vermedi, acı çektiğinde kimseyi tehdit etmedi; davasını, adaletle yargılayan Tanrı’ya bıraktı. Bizler günah karşısında ölelim, doğruluk uğruna yaşayalım diye, günahlarımızı çarmıhta kendi bedeninde yüklendi. O’nun yaralarıyla şifa buldunuz. Çünkü yolunu şaşırmış koyunlar gibiydiniz, şimdiyse canlarınızın Çobanı’na ve Gözetmeni’ne döndünüz."
(1. Petrus 2:21-25)

Dipnotlar:

  1. Ama siz iman etmiyorsunuz. Çünkü benim koyunlarımdan değilsiniz. Koyunlarım sesimi işitir. Ben onları tanırım, onlar da beni izler. Onlara sonsuz yaşam veririm; asla mahvolmayacaklar. Onları hiç kimse elimden kapamaz. Onları bana veren Babam her şeyden üstündür. Onları Baba’nın elinden kapmaya kimsenin gücü yetmez. Ben ve Baba biriz."
    (Yuhanna 10:26-30) ↩︎

  2. Öğrencileriyle birlikte halkı da yanına çağırıp şöyle konuştu: “Ardımdan gelmek isteyen kendini inkâr etsin, çarmıhını yüklenip beni izlesin. Canını kurtarmak isteyen onu yitirecek, canını benim ve Müjde’nin uğruna yitiren ise onu kurtaracaktır. İnsan bütün dünyayı kazanıp da canından olursa, bunun kendisine ne yararı olur? İnsan kendi canına karşılık ne verebilir? Bu vefasız ve günahkâr kuşağın ortasında, kim benden ve benim sözlerimden utanırsa, İnsanoğlu da, Babası’nın görkemi içinde kutsal meleklerle birlikte geldiğinde o kişiden utanacaktır."
    (Markos 8:34-38) ↩︎

  3. Kalabalık halk toplulukları İsa’yla birlikte yol alıyordu. İsa dönüp onlara şöyle dedi: “Biri bana gelip de babasını, annesini, karısını, çocuklarını, kardeşlerini, hatta kendi canını bile gözden çıkarmazsa, öğrencim olamaz. Çarmıhını yüklenip ardımdan gelmeyen, öğrencim olamaz. “Aranızdan biri bir kule yapmak isterse, bunu tamamlayacak kadar parası var mı yok mu diye önce oturup yapacağı masrafı hesap etmez mi? Çünkü temel atıp da işi bitiremezse, durumu gören herkes, ‘Bu adam inşaata başladı, ama bitiremedi’ diyerek onunla eğlenmeye başlar. “Ya da hangi kral başka bir kralla savaşa gittiğinde, üzerine yirmi bin askerle yürüyen düşmana on bin askerle karşı koyabilir miyim diye önce oturup bir değerlendirme yapmaz? Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister. Aynı şekilde sizden kim varını yoğunu gözden çıkarmazsa, öğrencim olamaz.
    (Luka 14:25-33) ↩︎

  4. Çarmıhını yüklenip ardımdan gelmeyen, öğrencim olamaz.
    (Luka 14:27) ↩︎

  5. “İnsanların önünde beni açıkça kabul eden herkesi, ben de göklerdeki Babam’ın önünde açıkça kabul edeceğim. İnsanların önünde beni inkâr edeni, ben de göklerdeki Babam’ın önünde inkâr edeceğim.” “Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! Barış değil, kılıç getirmeye geldim. Çünkü ben babayla oğulun, anneyle kızın, gelinle kaynananın arasına ayrılık sokmaya geldim. ‘İnsanın düşmanı kendi ev halkı olacak.’ Annesini ya da babasını beni sevdiğinden çok seven bana layık değildir. Oğlunu ya da kızını beni sevdiğinden çok seven bana layık değildir. Çarmıhını yüklenip ardımdan gelmeyen bana layık değildir. Canını kurtaran onu yitirecek. Canını benim uğruma yitiren ise onu kurtaracaktır.
    (Matta 10:32-39) ↩︎

  6. Verdiğimiz habere kim inandı?
    RAB’bin gücü kime açıklandı?
    O RAB’bin önünde bir fidan gibi,
    Kurak yerdeki kök gibi büyüdü.
    Bakılacak biçimden, güzellikten yoksundu.
    Gönlümüzü çeken bir görünüşü de yoktu.
    İnsanlarca hor görüldü,
    Yapayalnız bırakıldı.
    Acılar adamıydı, hastalığı yakından tanıdı.
    İnsanların yüz çevirdiği biri gibi hor görüldü,
    Ona değer vermedik.
    Aslında hastalıklarımızı o üstlendi,
    Acılarımızı o yüklendi.
    Bizse Tanrı tarafından cezalandırıldığını,
    Vurulup ezildiğini sandık.
    Oysa, bizim isyanlarımız yüzünden onun bedeni deşildi,
    Bizim suçlarımız yüzünden o eziyet çekti.
    Esenliğimiz için gerekli olan ceza
    Ona verildi.
    Bizler onun yaralarıyla şifa bulduk.
    Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık,
    Her birimiz kendi yoluna döndü.
    Yine de RAB hepimizin cezasını ona yükledi.
    O baskı görüp eziyet çektiyse de
    Ağzını açmadı.
    Kesime götürülen kuzu gibi,
    Kırkıcıların önünde sessizce duran koyun gibi
    Açmadı ağzını.
    Acımasızca yargılanıp ölüme götürüldü.
    Halkımın isyanı ve hak ettiği ceza yüzünden
    Yaşayanlar diyarından atıldı.
    Onun kuşağından bunu düşünen oldu mu?
    Şiddete başvurmadığı,
    Ağzından hileli söz çıkmadığı halde,
    Ona kötülerin yanında bir mezar verildi,
    Ama öldüğünde zenginin yanındaydı.
    Ne var ki, RAB onun ezilmesini uygun gördü,
    Acı çekmesini istedi.
    Canını suç sunusu olarak sunarsa
    Soyundan gelenleri görecek ve günleri uzayacak.
    RAB’bin istemi onun aracılığıyla gerçekleşecek.
    Canını feda ettiği için
    Gördükleriyle hoşnut olacak.
    Doğru kulum, kendisini kabul eden birçoklarını aklayacak.
    Çünkü onların suçlarını o üstlendi.
    Bundan dolayı ona ünlüler arasında bir pay vereceğim,
    Ganimeti güçlülerle paylaşacak.
    Çünkü canını feda etti, başkaldıranlarla bir sayıldı.
    Pek çoklarının günahını o üzerine aldı,
    Başkaldıranlar için de yalvardı.

    (Yeşaya 53:12) ↩︎

  7. “Dünya sizden nefret ederse, sizden önce benden nefret etmiş olduğunu bilin. Dünyadan olsaydınız, dünya kendisine ait olanı severdi. Ne var ki, dünyanın değilsiniz; ben sizi dünyadan seçtim. Bunun için dünya sizden nefret ediyor. Size söylediğim sözü hatırlayın: ‘Köle efendisinden üstün değildir.’ Bana zulmettilerse, size de zulmedecekler. Benim sözüme uydularsa, sizinkine de uyacaklar. Bütün bunları size benim adımdan ötürü yapacaklar. Çünkü beni göndereni tanımıyorlar.
    (Yuhanna 15:18-21) ↩︎

  8. Ne mutlu doğruluk uğruna zulüm görenlere! Çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır. “Benim yüzümden insanlar size sövüp zulmettikleri, yalan yere size karşı her türlü kötü sözü söyledikleri zaman ne mutlu size! Sevinin, sevinçle coşun! Çünkü göklerdeki ödülünüz büyüktür. Sizden önce yaşayan peygamberlere de böyle zulmettiler."
    (Matta 5:10-12) ↩︎

  9. Taşlandılar, testereyle biçildiler, kılıçtan geçirilip öldürüldüler. Koyun postu, keçi derisi içinde dolaştılar, yoksulluk çektiler, sıkıntılara uğradılar, baskı gördüler.
    (İbraniler 11:37) ↩︎

  10. Kanım şu ki, bu anın acıları, gözümüzün önüne serilecek yücelikle karşılaştırılmaya değmez.
    (Romalıar 8:18) ↩︎

  11. size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin. İşte ben, dünyanın sonuna dek her an sizinle birlikteyim."
    (Matta 28:20) ↩︎

  12. Yaşayışınız para sevgisinden uzak olsun. Sahip olduklarınızla yetinin. Çünkü Tanrı şöyle dedi: “Seni asla terk etmeyeceğim, Seni asla yüzüstü bırakmayacağım."
    (İbraniler 13:5) ↩︎

  13. Herkesin karşılaştığı denemelerden başka denemelerle karşılaşmadınız. Tanrım güvenilirdir, gücünüzü aşan biçimde denenmenize izin vermez. Dayanabilmeniz için denemeyle birlikte çıkış yolunu da sağlayacaktır.
    (1 Korintliler 10:13) ↩︎

  14. Ne mutlu doğruluk uğruna zulüm görenlere! Çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır. “Benim yüzümden insanlar size sövüp zulmettikleri, yalan yere size karşı her türlü kötü sözü söyledikleri zaman ne mutlu size! Sevinin, sevinçle coşun! Çünkü göklerdeki ödülünüz büyüktür. Sizden önce yaşayan peygamberlere de böyle zulmettiler."
    (Matta 5:10-12) ↩︎

  15. Tanrı’nın, kendisini sevenlerle, amacı uyarınca çağrılmış olanlarla birlikte her durumda iyilik için etkin olduğunu biliriz.
    (Romalıar 8:28) ↩︎

  16. İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.
    (Efesliler 2:8-9) ↩︎